|
Abstract
Conservation implementations
in archeological sites should be applied in order to better perceive the
ancient remains. The implementations based on limited information must
be avoided if the necessary findings are not revealed. These
implementations should be executed in order not to damage the remains,
should be reversible and not prevent future conservation action.
Although the interventions should be compatible with original qualities
with respect to form and material, they should be distinguishable from
the original parts.
In this study, the
restoration implementations which started in 1932 and continued
sporadically until 2005 in the ancient Agora of İzmir are investigated.
The former restoration implementations had to be reinterpreted due to
new findings during the recent investigations. The aim is to introduce
the restoration interventions carried out in the Agora/West Stoa, and to
evaluate them regarding present conservation approaches. Architectural
findings of the excavation are examined, documentation studies are
performed through field surveys, in addition original building
components and lateral interventions are analyzed.
In the evaluation,
distinguishability of the new application, the compatibility of the
materials used and proper techniques, with existing materials, the
availability for future applications and reversibility of present
interventions in order to allow necessary rectification in future are
taken into consideration. Accordingly, the interventions between 1932
and 1944 are evaluated reversible and distinguishable while materials
and techniques applied in the interventions are not compatible with the
original. The implementations applied between 2002 and 2005, are
evaluated distinguishable, compatible with original materials and
techniques, available for future studies and reversible. |
|
Özet
Arkeolojik alanlarda yapılacak koruma
uygulamaları kalıntıların daha iyi anlaşılmasına yönelik olarak
gerçekleştirilmelidir. Yapılacak koruma uygulamaları kazıdan elde edilen
bulgulara bağlı olduğundan alanla ilgili tüm veriler ortaya çıkmadan
kısıtlı bilgilerle uygulama yapmaktan kaçınılmalıdır. Bu uygulamalar,
kalıntılara zarar vermeyecek şekilde planlanmalı ve ileride yeni
müdahalelere izin verecek biçimde geri dönüşebilir olmalıdır.
Müdahaleler biçim ve malzeme yönünden özgün niteliklere uygun olmalı
ancak özgün kısımlardan ayırt edilmelidir.
Bu çalışma kapsamında, İzmir kentinin
merkezinde konumlanan antik Agora’da 1932 yılında başlayan ve günümüze
kadar aralıklarla devam eden kazı ve koruma çalışmaları incelenmiştir.
Agora’da 1930’larda yapıldığı düşünülen restorasyon uygulamalarının 2002
yılında başlayan kazı ve restorasyon çalışmaları kapsamında elde edilen
yeni bulgularla yeniden değerlendirilmesi gereği doğmuştur. Bu
çalışmanın amacı, Agora / Batı Stoa’da 1930’larda yapılmış olan
restorasyonların ve yeni uygulama çalışmalarının tanıtılması ve günümüz
koruma yaklaşımları doğrultusunda değerlendirilmesidir. Çalışma
kapsamında, kazı buluntuları incelenmiş, rölöve çalışmaları ile özgün
yapı bölümleri ve farklı dönem müdahaleleri tespit edilmiştir.
Değerlendirmede, müdahalelerin özgün
kısımlardan ayırt edilebilir olması, uygulamaların özgün malzeme ve
detaylara uygunluğu, ileride yapılacak uygulamalara uygun ve geri
dönüşebilir olması dikkate alınmıştır. Buna göre, çalışma kapsamında,
1932 ve 1944 yıllarında gerçekleşen uygulamalar geri dönüşebilir ve
özgün kısımlardan ayırt edilebilir olarak uygulanmış ancak özgün malzeme
ve detaylara uyulmadığı ve bu nedenle ileride yapılacak uygulamalara
uygun olamadığı anlaşılmıştır. 2002 ve 2005 yılları arasında gerçekleşen
uygulamalar ise özgün kısımlardan ayırt edilebilir, özgün malzeme ve
detaylara uygun, ileride yapılacak müdahalelere izin verecek biçimde ve
geri dönüşebilir biçimde uygulanmıştır. |